Facebook bilgilerinizle otomatik olarak siteye giriş yapıyorsunuz
  1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Kitabın Önsözü

ÖNSÖZ



Türkiye, sağlığın ticarileştiği ölçüde hizmet kalitesi azalan, bu kutsal hizmetin başrolündeki hekimlerin her geçen gün daha kötü yetiştirildiği, iyi yetişmiş donanımlı olanlarının da siyasal baskıyla köleleştirildiği ve mesleğe küstürüldüğü bir ülke haline geldi. Hekimin aldığı ücreti çok görenler 1980 Eylül'ünden bu yana sürekli hekimlere eziyet etmişler, aşağılamışlar ve nihayet halkı hekimlere karşı galeyana getirerek bugün hekimlerin mağduru olduğu şiddetin adeta tohumlarını ekmişlerdir. Oysa yaşama hakkı her türlü siyasi tasarruftan bağımsız kutsal bir haktır ve bu nedenle Anayasa güvencesi altındadır.

Çağdaş bir uzman hekimin yap boz tahtasına çevrilmiş eğitim sistemiyle yetişmesi mümkün değildir. Hekimlik bir sanattır ve temelinde usta çırak ilişkisi  yatmaktadır. Hekimin sunduğu hizmet yeryüzünde mevcut hiçbir hizmetle karşılaştırılamaz. Halkımız bilinçlenmeli ve hekimlerden aldığı hizmetin kalitesini sorgulamalıdır, hekimden alınan hizmetin kalitesi  bir çuval kömür, bulgur, patates veya pirinçle kıyaslanmamalıdır. Biz hekimler koyduğumuz her doğru teşhis, başarıyla tedavi ettiğimiz her hasta, kurtardığımız her hayatla yüceliriz, yoksa cebimize giren parayla değil. Ülkemizde insanlar hiçbir eğitimi olmadan da inanılmaz paralar kazanabilmekte iken, salt çok para kazanmak amacıyla kim 20 yıllık bu meşakkatli eğitime katlanır, en yüksek puanlarla üniversitelere giren biz hekimler geri zekalı mıyız? Bizi paragöz gibi gösterenlere kanmayınız, bir hekimin insanlığa katkısının milyonda birini sağlamadan zenginleşmeyi özendirenler dahası mübah ve makbul sayanlar  sizin sağlığınızla oynamakta bir beis görmemektedirler. Beyin gözünüzü açın ve ülkemizde hekim düşmanlığına bir son verin.

Türkiyede tıbbın batının çok da gerisinde olmamasının 1 numaralı nedeni 1933 yılında Almanya’dan kaçarak ülkemize sığınan ve üniversitelerimizde hocalık yapan bilim insanlarıdır. Tıp fakülteleri onlar tarafından yetiştirilen ve bizleri yetiştiren çoğu rahmetli olmuş hocalarımız sayesinde bugünlere gelebilmiştir, yoksa siyasi popülizmle her ilde kurulan her türlü araç gereç ve en önemlisi insan kaynağından yoksun tıp fakülteleri ve bu fakültelerden yetişen “çoktan-seçme kuşağı” doktorlarla değil. Bugün yeni düzenlenen yasalarla küstürülen iyi kuşağın son temsilcisi hocalar birer birer kürsülerini terk ederken Türk Tıbbının ileriye gitmesini beklemek hayalcilikten başka bir şey değildir. Bugünlere gelinmesinde dahli olmuş herkes büyük vebal altındadır.

Bu girizgahı okuyunca bunların konumuz "Zayıflama" ile ne ilgisi var dediğinizi duyuyorum. Hemen söyleyeyim Türkiyede sağlık politikalarıyla ilgili her şeyin zayıflamayla çok yakın bir ilgisi vardır. 2011 yılı Sağlık Bakanlığı tarafından “Obeziteyle Ulusal Savaş” yılı ilan edilmiştir. Bu savaşta göz boyama dışında, gelişmiş batı ülkelerindekine benzer sistematik bir program, disiplin, ilkeler bütününe rastladınız mı? Kim, hangi koşullarda, nasıl ve nerede uyguluyor bu programı bileniniz var mı? Televizyonda her boy gösterenin hekim olup olmadığına dahi bakılmaksızın ahkam kesmesine izin verildiği, her türlü ot, bitki, börtü böcekten medet umulduğu, parayı bastıranın reklamını yaptığı bir ülkede mi “Obeziteye karşı ulusal savaş” verilecekmiş. Yoksa okul kantinlerinde şekerleme satışlarını yasaklamakla mı kazanılacakmış bu savaş? Hadi oradan, güldürmeyin beni. Bu ülkede zayıflama ilaçları isteyene internetten adrese teslim gönderiliyor, hekim dışında reçete yazan yazana. Bu ülkede nice Kahramanmaraşlı dondurmacı denetimsizlikten telef edildi. Ruhsatsız sağlık çiftliklerinde 19-20 yaşında açlık diyetleri yaptırılırken ölen gençlere ne demeli. Popüler bir kanalda düzenlenen yarışmada insanlara halat bağlayıp lokomotif çektirdiler. Bu mu spor? Hani nerede denetim, nerede anlı şanlı sivil toplum kuruluşları. Günümüzde tapılan tek bir Tanrı var o da para, kimse kimseyi kandırmasın. Günümüz felsefesi:" Ölen ölür kalan sağlar bizimdir". İşte o kadar işinize gelirse...