Facebook bilgilerinizle otomatik olarak siteye giriş yapıyorsunuz
  1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Obezite (Şişmanlık)

Obezite

Obezite (Şişmanlık) bir enerji dengesi sorunudur. İnsanın beslenirken yakabildiğinden fazla kalori alması sonucu yakılamayan kaloriler vücutta yağ olarak depolanır. Sonuç olarak halk arasında kilo fazlalığı diye nitelendirilen şişmanlık, esasen kullanılmadığı için zorunlu olarak depolanan yağ fazlalığından başka bir şey değildir.

Günümüzde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) obeziteyi bir hastalık olarak tanımlamıştır. Obezite tedavisi zorunlu aksi taktirde ömrü kısaltan bir hastalıktır.

Bu amaçla "kişiye özel, cinsiyetine, yaşına, aktivitesine, kişilik yapısına ve yeteneklerine uygun bir yaşam biçimi olarak uygulayabileceği ve uygulamaktan mutlu olacağı bir program hazırlanmalıdır.

Yapılması gereken, kişiyi kendi koşullarına uygun ve koruyabileceği vücut ağırlığına, kararlı ve düzenli bir şekilde getirmek ve bu ağırlığı ömür boyu sürdürebilmesini sağlamaktır.

 

Zayıflamak ne pahasına olursa olsun kilo vermek değildir. Zayıflamak parlak sloganlarla pazarlanan moda diyetlerden mucizevi sonuçlar beklemek hiç değildir. Zayıflamak harcayamadığı kalorileri doğası gereği yağ olarak depolayan vücudumuzu doğru beslenmeyle önce depoladığı yağı yakmaya sonra yeniden yağ depolamamaya programlayabilmektir.

Mucizevi bir zayıflama yöntemi yoktur ve olamaz da. Hızla kilo kaybedenler sağlıklarını tehlikeye attıklarını,kendi vücutlarını kobay gibi kullandıklarını, metabolizmalarına çok büyük zararlar verdiklerini,dahası bu kiloları fazlasıyla geri almaya mahkum olduklarını bilmeli ve bilinçlenmelidirler.

Bilimsel zayıflama konusunun temel unsurlarını 23 yıllık sektör tecrübemin süzgeçinden geçirdiğimde şu noktaların altının defalarca çizilmesinin gerektiğine inandım:

  • Günlük beslenme planında yağ miktarı mutlak surette denetlenmelidir,
  • Doğru beslenebilmek için ölçü-ölçek ve porsyon kavramları çok iyi öğrenilmeli ve özümsenmelidir,
  • Kan şekeri-İnsülin dengesinin sağlanması için ara öğünlerin oturtulması şarttır.

Ayrıca günlük alınan su miktarının mutlaka 2 litre üzerinde olmalı ve 5 besin grubunun(sebze,meyva,ekmek,et yerine geçenler,süt-yoğurt) her birinin belli oranlarda beslenme planında bulunmasına da dikkat edilmelidir. Bu kriterlere uyulması zorunludur,ancak yeterli değildir. Ayrıca yaş,cinsiyet ve aktivite dikkate alınmalı,mevcut hastalıklar tespit ve tedavi edilmeli ve Beslenme planı kişiye özel olmalıdır.

Kilo vermeye başlayan bireyi bekleyen en büyük tehlikelerden biri de alıştığı beslenme şekli ile kıyaslandığında “daha az yiyecek tüketme” şeklinde algıladığı yeni programının bir süre sonra bıkkınlık vereceği korkusudur. Oysa ölçü-ölçek- porsyon kavramlarını özümsemiş bireyin yiyeceklerini değişim listelerinden yararlanarak zenginleştirmesi,hatta daha önce deneme fırsatı bulamadığı pek çok yeni lezzeti keşfetmesi mümkündür. Çünkü kendisine önerilen program sadece bir şablondur asla menü empoze etmez. Her bir besin grubunun yüzlerce alternatifi mevcuttur,önemli olan miktar belirlerken öğrenilen bilgilerden yararlanmak ve programın dengesini altüst edecek abartılardan kaçınmaktır. Hastalarıma hep şu öğüdü veririm.Size sunulan şablona uygun beslenirken asla size önerilenden eksik yemeyin. Eksik yemeyi sürdürenler bir süre sonra beyinlerini “kıtlık” algısına sokarlar,daha az yedikçe,beyin de yağları yakma konusunda daha tutucu davranır,ta ki yağ yakma tamamen duruncaya kadar. Kısıtlı diyetlerin ortak kaderi yağ yakmanın durmasıdır. Buna en güzel örnek akupunktur tedavisiyle kilo kaybedenlerde görülür. Akupunktur tedavisinde aslen telkinle kişiye tokluk hissi sağlandığı varsayılmakta ve kişinin de buna mutlaka inanması hedeflenmektedir,akupunktur tedavisi sırasında önerilen beslenme programlarının tamamı düşük kalorilidir ve kişi ne yaparsa yapsın bu düşük kaloriler nedeniyle yağ yakmayı başaramadığı için tedavi sonunda kilolarını geri almaya mahkumdur. Başarılı bir kilo verme yani yağ yakma programı sonunda kilo kaybının %70 ve fazlası yağdan olmalıdır. Aksi taktirde kilo kaybı ile birlikte güç kaybı da olması kaçınılmaz. Buna en iyi örnek ateşli bir hastalığın nekahat döneminde insanın kilo kaybıyla birlikte kendini halsiz,bitkin hissetmesidir.