Facebook bilgilerinizle otomatik olarak siteye giriş yapıyorsunuz
  1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Çocuk ve Ergenlikte Zayıflama

Çocuk ve Ergenlikte Zayıflama

RAFİNE ŞEKER İNSAN SAĞLIĞI İÇİN YER YÜZÜNDE BİLİNEN EN TOKSİK KİMYASALDIR..LÜTFEN ÇOCUKLARIMIZI BU ZEHİRLİ MADDEDEN UZAK TUTALIM.

Ergenlik çağı (Adolesan) zayıflaması

Ergenlik çağındaki bireyleri zayıflatmak vicdani sorumluluk sahibi herkesin en çok dikkat etmesi gereken konuların başında gelmektedir. Düşünün ki moda bir diyet uygulaması, akupunktur, tek gıda veya açlık diyetlerinden herhangi biriyle 11-18 yaş aralığındaki bir genci zayıflattınız. Onun gelişmesi için gerekli, olmazsa olmaz gıda içerik ve miktarını sağlayamadığınız taktirde büyümesini yavaşlatır hatta durdurursunuz. Bunun vebali çok büyüktür. Pek çok hastamın 13-15 yaş çocuklarını 3-4 ay gibi sürelerde 15-20 kilo zayıflattıklarına dehşetle şahit oldum. Burada verilen zarardan dönmek mümkün değildir. O gencin ömür boyu yapılan yanlışla yaşaması kaçınılmazdır. Anneler, babalar size sesleniyorum: Lütfen en değerli varlıklarımız olan çocuklarımıza bu kötülüğü yapmayın.

Ergen zayıflamasında klasik tıp bilimi 3 adım önerir: 11-18 yaş aralığında bir çocuk süratle kilo alıyorsa önce bu kilo alış hızını yavaşlatmaya çalışın, ikinci adımda mümkünse kilo alışını durdurun, üçüncü adımda sadece aşırı kilolu olanların yavaş bir şekilde (örneğin ayda 2 kilo) zayıflamasına izin verin. Bu süreç gencin uzun kemiklerinin epifiz adı verilen kıkırdak yapısındaki uç kısımlarının kemikleşerek artık boyunun uzamayacağı döneme kadar devam etmesi hayati önem taşımaktadır. Mevcut kilosunu ergenlik dönemi sonuna kadar korumayı başaranlar, vücutlarının almaya başlayacağı nihai şekle kadar boy atmaya devam edecek ve gelişimlerini sorunsuz tamamlayabileceklerdir. Bir diğer olumsuzluk da çocuk veya gencin okulda öğrenme kapasitesinin kısıtlanmasıdır. Bilindiği gibi beynimiz yakıt olarak sadece glukoz kullanır. Kısıtlı diyetlerle gereken miktarda glukoz sağlanamadığından okul çağındakilerin zayıflarken öğrenme güçlüğü çekmeleri de kaçınılmazdır.

İnsan sağlığı başta beslenme olmak üzere,kalıtım,iklim,çevresel koşullar gibi birçok disiplinin etkisi altındadır. Günümüzde yapılan araştırmalar yetersiz beslenen toplumlarda çocuk ölüm hızının yeterli beslenen toplumlardan en az 10 kat daha yüksek olduğunu göstermiştir. Yetersiz beslenme çocuk büyüme hızını da yavaşlatmakta hatta zeka gelişimini de çok olumsuz etkilemektedir. Bu konuda yapılan araştırmalarda 3 yaşa kadar olan hızlı beyin gelişimi döneminde yetersiz ve/veya dengesiz beslenen çocuklarda zeka geriliği oranı bir hayli yüksek bulunmuştur. Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu ülkemizde bebek ve çocuk ölüm hızı çok yüksektir. Canlı doğan her bin çocuğun 37’si beş yaşından önce kaybedilmektedir.


Özellikle çocukların yetersiz beslenmelerinin bir numaralı nedeni ailelerin beslenme bigisine sahip olmamalarıdır .Günümüzde köyden kente göç oranı arttıkça,köyünde ürettiğini tüketmeye alışmış aileler,kentte satın almak zorunda kalmakta,farklı gıdaların besin değerini bilmediklerinden de fazla miktarda nişastalı ve şekerli gıdalara yönelmektedirler. Aynı durum endüstriyel tarıma geçen ailelerde de yaşanmaktadır .Pamuk ve tütün yetiştirmeye başladığı için ev bahçeciliği, inek ve diğer çiftlik hayvanlarını beslemekten vazgeçen aileler de bilinçsizce daha çok nişasta ve şekerli gıda satın almaktadırlar .Bu değişiim sürecine bir de hurafeler eklenince çocukların sağlıklı beslenmesi imkansız hale gelmektedir. Küçük çocuklara yumurta,yoğurt gibi proteinli gıdalar yerine şekerli gıdalar verilmesi,anne sütü içen çocuğa yoğurt verilirse midesi bozulur düşüncesi,küçük çocuklara su verilmemesi,ateşli hastalıklarda yoğurt,taze meyva suları ve et gibi gıdalar verilmeyerek hastalığın ağırlaşması bunlara örnektir.

Adolesan beslenmesinde en çok dikkat edilmesi gereken bir konu da ara öğün yapmanın mutlak yararıdır. Ara öğünsüz sağlıklı bir beslenme programı uygulamak imkansızdır. Ara öğünler kan şekeri-insülin dengesinin sağlanması, iştah seviyesinin ayarlanması ve metabolizmanın yavaşlamasının önlenmesinde anahtar rol oynar. Ancak ara öğünlerin asla ana öğünlerin yerini alamayacağı da unutulmamalıdır. Dengeli bir beslenme planında 3 ana, 2-4 ara öğün bulunmalıdır. Ergenlik çağında ara öğün alışkanlığı kazandırılan bireylerin, ileri yaşlarında kilolarını kontrol etmede güçlük çekmedikleri görülmüştür.

Ara öğünlerde asla trans yağlardan zengin ve/veya mısır şurubu içeren cipsler, yağlı kurabiyeler, yağlı börekler, çikolatalı kekler, kremalı bisküviler, browni, gofret, patlamış mısır gibi gıdalar tüketilmemelidir.